Pir Sultanlardan Yunuslara, Nazım Hikmetlerden Ahmed Ariflere, Ruhi Sulardan Mahzuni Şeriflere, Victor Jaralardan Mercedes Sosalara yüzyıllardır yankılanan bu ses hiç susmayacak...

Grup Yorum’un ve dinleyicilerinin yaşadığı baskılara bir yenisi daha eklendi. Yorumcu Seçkin Taygun Aydoğan’ın tutuklanması iktidarın demokrasi yalanlarını birkez daha gözler önüne serdi.
Grup Yorum konseri düzenledikleri için Samsun’da tutuklanarak 11 yıla varan hapis cezası alan 4 kişinin ardından; Eğitim-Sen üyesi Berivan Doğan kullandığı bilgisayarda Grup Yorum’un türkü sözleri bulunduğu için örgüt propagandası yapma iddiasıyla 10 ay hapis cezası almıştı. AKP demokrasisinin ne kadar büyük bir aldatmacadan ibaret olduğunu bir kez daha gördük bu cezalarla. Yetmedi, 10 Mayıs 2011’de İdil kültür Merkezi’ne yapılan baskında gözaltına alınan Tavır Dergisi sahibi Bahar Kurt’la ilgili olarak düzenlenen iddianamede, milyonların diline dolanan şarkı Cemo, "terör örgütü faaliyetleri çerçevesinde suç işlemeye alenen teşvik etmekle" Grup Yorum üyeleri ise "örgüte üye kazandırmaya çalışmakla" suçlandı.
Ve şimdi de Yorumcu Seçkin Taygun Aydoğan tutuklandı.
Faşizm sadece bu tutuklamalar ve baskılarla değil, alenen bir bakanın ağzından çıkan sözlerle de kendini gösterdi bizlere. Demokrasi maskesinin altına gizlenen faşizm İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in açıklamasıyla bir kez daha çıktı günyüzüne...
İdris Naim Şahin’in açıklaması şöyle: “Terör örgütünün yürüttüğü çalışma sadece dağda, bayırda, şehirde, sokakta, arka sokaklarda haince pusu kurarak yaptığı saldırılardan ibaret değil. Bir başka ayağı daha var. Psikolojik terör, bilimsel terör var. Terörü besleyen arka bahçe var. Terör propagandası var. Masum, makul, haklı gösterme gayreti var. Bir kısmı bu yapıyı görmüyor, göremiyor. Yeterli bilgisi olmayabilir. Birileri de ciddi halde saptırma yaparak, kendine göre gerekçeler uydurarak makulleştirerek, teröre destek veriyor. Resim yaparak, tuvale yansıtarak, şiir yazarak, şiire yansıtıyor, günlük makale yazarak. Hızını alamıyor. Terörle mücadelede görev almış askeri ve polisi, sanatına çalışmasına konu yaparak demoralize etmeye çalışıyorlar. Terörle mücadele edenle bir şekilde mücadele ediliyor. Arka bahçe İstanbul’dur, İzmir’dir, Bursa’dır, Viyana’dır, Londra’dır, Washington’dur, üniversitede kürsüdür, dernektir, sivil toplum kuruluşudur.”
Onlar umuttan korkarlar. Biz ise onların korktukları o umutla üretiriz; sözümüzün gücü, sesimizdeki coşku, kalemimizin korkusuzluğu bu umuttandır. Bizim kültürümüzün, sanatımızın gücünün, başeğmezliğinin, zamana meydan okumasının ve sahiplenilmesinin altında taşıdığı ve yaydığı bu umut vardır.
Grup Yorum ısrarla sürdürdüğü bu vatanseverlikten, bu bakışla üretmeye, konserler vermeye devam ettiğinden dolayı hala baskılara maruz kalmaktadır. Yorumcu Seçkin Taygun Aydoğan’ın tutuklanma gerekçeleri de özünde bunlardan farksızdır. Seçkin; Nazım Hikmetlerin, Ruhi Suların, Asım Bezircilerin, Rıfat Ilgazların öğrencisi bir sanatçıdır. Onlardan öğrenmiştir boyun eğmemeyi, üretmeyi... Ülkesine, halkına sahip çıkmayı...
Bugün artık tutuklanmanız için, gözaltına alınmanız için iktidarın politikalarına, uygulamalarına karşıt düşüncelere sahip olmanız yeter. Nedir bunlar? Füze kalkanına hayır demek suçtur, yoksul gecekondu mahallelerinde yıkımlara karşı olmak suçtur. Tıpkı, parasız eğitim istemenin, grevlere katılmanın, düşünmenin, konuşmanın suç sayılması gibi... İstenen, tüm ilerici kesimlerin, halkın sesinin soluğunun kesilmesidir. Füze kalkanını protesto eden Dev-Gençliler defalarca kez polisin saldırısına uğramış, bir gün içinde bile defalarca kere işkencelerle gözaltına alınmışlardır. Bu ülkede gerçek vatanseverliğin ne olduğunu göstermiştir gençlik.
Seçkin’i tutuklayabilirsiniz, vatansever Dev-Gençlileri tutuklayabilirsiniz, dinleyicilerimize cezalar yağdırabilirsiniz fakat halktan yana sanatın yüreklerde edindiği yeri silemezsiniz. Tutuklanmakla bitmeyecek bir halk sevgisi, vatan sevgisi, damarı olan devrimci sanatı bitiremezsiniz. Halkımızın adalet, özgürlük özlemini yansıtan türkülerimizi dillerden koparamazsınız. Hiçbir güç, devrimci sanatı engelleyemedi, engelleyemeyecek.
27 yıl boyunca defalarca kez tutuklandık, kasetlerimiz toplatıldı, dinleyicilerimiz cezalandırıldı. Susturamadınız. Bu 27 yıl boyunca pek çok içişleri bakanı gördük. Hiçbirinin adı kalmadı bugünlere. Fakat türkülerimiz nefes almaya, yürekten yüreğe, dilden dile dolaşmaya ve her yere umut ekmeye devam ediyor. Bu ses hiç susmayacak...
Türküler Susmaz, Halaylar Sürer!
Halktan Yana Sanat Susturulamaz!
Grup Yorum elemanı Seçkin Aydoğan Serbest Bırakılsın!
SANAT CEPHESİ
Yukarı