Pir Sultanlardan Yunuslara, Nazım Hikmetlerden Ahmed Ariflere, Ruhi Sulardan Mahzuni Şeriflere, Victor Jaralardan Mercedes Sosalara yüzyıllardır yankılanan bu ses hiç susmayacak...

Öğrencileriydik kürsüleri zaptedilmiş üniversitelerin... Toyduk, acemisiydik sanatın ve hayatın. Sorularımız vardı ne çok... Ve bir insan yanımız ki, sorularımızın peşinden bıkmadan ve yılmadan gitmemizi sağlayan. Sokaklar işgal altında ve suskundu. Kırlar ıssızlaşmıştı. Sessizliğin ortasında kulaklar sağırlaştırılmış, direniş çığlıklarını da duyamaz haldeydi. Bizi insan kılan, insan yanımızı dipdiri tutan bu toprakların en yiğit kadınları ve erkekleri sorularımızın cevabını hayata bağışladılar. Kulaklarımızı duyulması gereken seslere duyarlı kılanlara, o sese katılmak isteğimizi bir tutkuya ve yaşam tarzına çevirmemize yön verenlere, "sıyrılıp gelmemizi" sağlayanlara teşekkürler...
Yaşama sevincini, umudu, insanca olana duyarlılığı ve sorumluluğu anlatmak istedik. Bir şeylerin değişmek zorunda olduğunu ve bunu değiştirmenin insanların iradesi ile mümkün olduğunu söylemek istedik. Piyasa denilen cangılın ortasında kirletilmemiş, yeni bir ses, yeni bir yol ararken; yüzümüzü Anadolu halklarının binlerce yıldan bu yana süzülüp gelen seslerine çevirdik.
Bilincimizin ve duygularımızın mimarları olmayı sürdüren Nazım Hikmetlere, Hasan Hüseyinlere, Ahmed Ariflere, Enver Gökçelere, Cigerxwinlara... onların izinden yürüyüp gelen dil ustalarına, saz ustalarına, ses ustalarına binlerce teşekkür.
Ezgileriyle, sesleriyle ve hayatlarıyla sanatın ve müziğin bilinen yasalarını yeniden yeniden öğrenmemizi ve sorgulamamızı sağlayan Anadolu'nun büyük ozanlarına... Müziğin, şiirin, genel olarak sanatın gönülleri geçici olarak hoş etme aracından ibaret olmadığını, halkın her derdini dile getiren kolektif sesi-soluğu olduğunu öğrendiğimiz Yunuslara, Karacalara, Dadallara, Pir Sultanlara... Ve o tarihin ve toprağın seslerini bize taşıyan Ruhi Sulara, Mahsunilere, hayatın ve halkın içinde hak ve özgürlük kavgasının sesi olan devrimci ozanlara... And Dağları’nın en temiz soluğunu, kentlerin sokaklarına taşıyan Yeni Şarkı'cılara, Mercedes Sosalara, Victor Jaralara, Carlos Pueblolara, Violetta Parralara, İnti İllimani'nin tutkulu üyelerine... Ve Amerika’da, Avrupa'da, Afrika’da, Asya’da halklarının onurlu sesi-soluğu olmuş, direnerek yaşamış ve yaşadığı gibi üretmiş, özgürlüğe tutkulu bütün kültür emekçilerine teşekkürler...
Öğrendikçe, daha öğrenmemiz gereken ne kadar çok şeyin olduğunu, ne kadar çok eksiğimizin olduğunu gördük... Sanatın ille de bireyden çıkıp bireyde bitecek bir serüvenden ibaret olduğuna itiraz ettik. Kolektif üretmenin müthiş yaratıcı gücünü ve hazzını en önemli hazinemiz saydık. Çünkü bu mecrada mülkiyet ve çıkar hesabının yeri olamazdı, olmadı.
Yurdun dört bir yanındaki direnişlerinde, eylemlerinde uykusuzluğa-yorgunluğa inat coşkuyla, karamsarlığa inat güleç yüzleriyle bizi aralarına kabul eden işçiler, memurlar, emekçiler... aranızdaydık hep. Yanınızda değil içinizde, içinizden olduğumuzu en ufak bir tereddüt göstermeden kabullenip, bir ana gibi bizi sarıp sarmaladınız. Ürettiğimiz herşeyi sorgulayacağımız en doğru ölçüleri sundunuz. Tarihsel ve güncel mücadelede bir evlat gibi sahiplenerek bizi 25 yaşımıza getirdiğiniz için teşekkürler...
Bir yanımız içerideydi 25 yıl boyunca ve tutsaklıkta özgürlüğü ölümüne direnişler de dahil, her hali ile bizzat yaşayarak öğrendik. Etimizde, canımızda hissettik. Eksiklerimizi görmek ve tamamlamak konusunda birikimleri, yetenekleri ve ürünleri ile, kılı kırk yaran emekleri ve eleştirileri ile ama en önemlisi dört duvar arasında asla başeğmeyen yaşamları ve hiçbir bedelden kaçınmayan direnişleriyle, bir parçamız olan özgür tutsaklara teşekkürler...
İdil'e, Ayşe Nil'e ve Ayşe Gülen'e... Teşekkür etsek kızacaksınız biliyoruz. Ve biliyoruz ki görevimizi iyi yapmamızdır sizi mutlu kılan. Affedin, sizi kızdırmak pahasına... sonsuz teşekkürler can yoldaşlarımız.
Ortaköy Kültür Merkezi'nden başlayıp İdil Kültür Merkezi'ne taşınan 25 yıllık birikimde her biri kolektifimizin ayrılmaz parçası olmuş olan Grup Ekin, Özgürlük Türküsü, Berfin... Ankara, İzmir, Adana, Diyarbakır ve daha birçok yerde, devrimci sanatın örgütlenmesi için harcanan bütün emeklere teşekkürler...
Ellerimizde pankartlarla yanyana yürüdüğümüz, yurdun uzak kentlerine kadar aynı sesi taşımak için birlikte yollara düştüğümüz, kahramanların tabutlarına birlikte omuz verdiğimiz, sahnede stüdyoda, kültür merkezinde bilgileri, yetenekleri, kalemleri ve elbetteki yürekleriyle üretime katılan bütün sanatçı dostlarımız... Açılan yolda farklı sesleri soluklarıyla yürümeye çalışan devrimci sanat emekçileri. Sizlere de teşekkürler...
Devrimci olmaktı aslolan ve devrimci sanatı-sanatçılığı örgütleyebilmekti. Zordu; ağır sorumluluğu, bedelleri vardı bu yolun. Bütün samimiyetleri ile bu mücadeleye katılmış, emeklerini, yeteneklerini, hayatlarının önemli bir dönemini birlikte can cana yaşadıklarımız... Bu zorlu yolda yorulup, yapamayıp ayrı düşenler... Savrulup gidenlere burada bir söz etmek gerekmez. Terk edilmenin buruk izleri sitemimizdir. Ama bu uzun yolda harcanmış tek bir damla ter unutulmamıştır. Birlikte yaşadıklarımızı bir onur olarak taşımayı sürdürenlere... sizlere de teşekkürler.
Zulüm düzeninin sahipleri, uşakları, bürokratları, teknokratları... sömürünün en aşağılık biçimlerinin meşruluğuna kalem oynatan, söz yetiren, güç verenler... Siyasi şubelerde, emniyetlerde, karakollarda, sokaklarda, meydanlarda işkence yapan ve katleden insanlık müsveddeleri... Doğru ve onurlu yolundan dönüp, geri kalan hayatının her dakikasını geçmişi ile hesaplaşmaktan kaçmaya, geçmişini karalamaya harcayanlar... Sizlere borcumuz yok. Ama alacağımız çok...
Ve bir parçası olmanın onurunu her an yaşadığımız büyük ailemize; bilincimizin, inancımızın, her şeyimizin yaratıcısı yol gösterenimize sonsuz teşekkürler...
Hayatı bahara çevirme uğraşında sanat alanında Bir Kar Makinası diyerek bize büyük onur ve sorumluluk bahşedenlere layık olabilme kaygısı ve minnet borcumuz hiç bitmeyecek.
Türkülerimiz Susmayacak, Halaylarımız Sürecek.
Teşekkürler mütevazı ve samimi bir öğrencisi olmaya çalıştığımız halkımız. "Teşekkürler Hayat"...
*: Mercedes Sosa'nın bir şarkısının başlığı: "Gracias a la vida" (Teşekkürler Hayat)
Mayıs 2010
Yukarı